Anadolu`nun Sesi
Çetindir Anadolu`da yaşamak,... Toprağıyla, taşıyla, suyuyla çok çetindir.
Yürek ister Anadolu toprağında yaşamak, emek ister... Emek ister ki, emeği verene aş olsun, doyursun diye. Yürek ister ki değeri bilinip bedeli ödensin diye... Ama vefalıdır da Anadolu`nun toprağı, değerini bilip bedelini ödeyeni unutmaz, o`nun sadık yari olur...
Dağları vardır Anadolu`nun,... taşlarından, kayalarından oluşan dağları. Nasıl Anadolu`nun ozanları beylere, paşalara boyun eğmemiş ve hala eğmiyor, haksızlık karşısında kırılma pahasına da olsa eğilmiyor, dim dik meydan okuyorlarsa, o yıkılmaz, eğilmez dağları da duruşlarından hiç şaşmadan, taviz vermeden zamana meydan okurlar. Ama bir de bakarsınız bir aşık yürek görünce adeta erimiş o koskoca taşlar, kayalar, dağlar... Kıyamamışlar seven yüreğe, bırakmışlar Ferhat`ı sinelerini delsin de Şirin`e kavuşsun diye...
Ve suları vardır Anadolu`nun... Bazen Çamlıbel`de çoban çeşmesinden akıp yürekteki yangını söndüren su, bazen de Fırat olmuş nice taze gelininin canını almış, yürekleri vermiş ateşe... Bazen usul, usul, manalı, manalı, derinden akmış, bazen de öfkeli ve gür çağlamış ve hala da çağlıyor...
Çetin toprağı, taşı ve suyu ile öyle insanının hayatına girmiştir ki Anadolu, aslında insanının hayatı olmuş, bütünleşmiştir insanıyla adeta. Ayıramazsınız artık,... insan mı Anadolu, Anadolu mu insan?.. Onun için insanına, toprağına, taşına, suyuna türküler yazmış, ağıtlar yakmış, destanlar söylemiştir Anadolu.
Ama her kişinin harcı değildir hakkınca bu ağıtları okumak, destanları haykırmak ve türküleri çığırmak... Bunun için Anadolu gibi bir ses gerekir,...
toprağı gibi sadık ve vefalı, taşları gibi tavizsiz, mert ve yiğit ve suyu gibi derin, manalı ve gür...
İşte o sestir Esat Kabaklı... Anadolu`nun sesi...
|
|